Öykücü'nün Güncesi

Öykücü'nün Güncesi

Herkesin bir hikayesi, her hikayenin bir kişisi var!

ÇİRKİN'İN GÜNCESİ

31/10/2009

( Uzun zamandır üzerine düşündüğüm,çalışmaya yeni başlayabildiğim romanın ilk bölümüdür.)

-I-

 

            Bu gün Pazar olmalı. Yataktan kalkmaya mecalim yok. Bedenim belimden ikiye ayrılıyor adeta. Dün geceki fahişe canıma okudu. En son, sabaha karşı saat dörtte 100 dolar daha verdiğimi hatırlıyorum. Oysa otoyolda görüp, yanına yanaştığımda bir saatliğine anlaşmıştık. Saati 50 lira ve otel parası müşteriye ait demişti. Orta yaşlı, çirkince bir kadındı. Esmerdi. Çenesinin altı tüylü, gözleri çıkıktı. Göz altı torbalarını gizlemek için her ne sürdüyse daha da ürkütücü gösteriyordu onu. Ama giydiği kırmızı elbise güzeldi. Ona yakışmamıştı ama, güzeldi elbise. Saten, beline doğru daralan, eteği pileli, dizlerinin bir karış üzerinde kırmızı bir elbiseydi. Kocaman kalçaları elbiseyi ha yırttı ha yırtacak gibiydi. Arabayla yanaştım. Kafasını camdan uzattı gülümseyerek. Dişleri sigaradan kehribar rengine dönmüştü. Sol köpek dişi yoktu. Yüzümü bu kadar yakından görünce ürkecek sanmıştım. Hep öyle oluyordu. Ama ürkmedi, komik bulup gülmedi de. Şaşırdım. Sadece ‘50 lira’ dedi. ‘1 saat kalırım. Otel parası sana ait’. ‘Bin’ dedim. Kapıyı açıp, devasa kalçalarını zorlukla yerleştirdi koltuğa. Komik geldi. Kendimi tutamayıp gülümsedim. O da gülümsedi. Anlamamıştı. Sonra otel… Odaya girdiğimizde saat 00.25’ti. Işığı açtım. Yüzümü kristal avizenin altında görünce donakaldı. Kısa süre şaşkınlıkla baktı. Sesimi çıkarmadım. Sonra bozuntuya vermeden, şaşkınlığını zorlukla gizlemeye çalışarak bir profesyonel gibi soyunmaya başladı. O soyunurken, koltuğa oturdum. Sutyenini çıkardı. Sol göğsünün üzerine acemice yapılmış dövmeyi fark ettim. Sola doğru eğik bir kalp, asimetrik bir ok geçiyordu kalbin içinden, okun ucundan damlayan kanla göğüs ucuna doğru FETHİ yazılmıştı. Bir süre dikkatlice inceledim. Fethi’nin kim olduğu umurumda değildi. Sadece bu dövmeyi böyle kepazece çizen kim diye düşündüm. ‘Güzel mi?’ diye sordu. Cevap vermedim. ‘İlk aşkımdı.’ Dedi. ‘Vurdular’. Umurumda değildi Fethi. ‘Dövmeyi kim yaptı?’ dedim. Acı bir gülümsemeyle, sağ elini dövmenin üzerinde gezdirirken, ‘Fethi’ dedi. ‘Elleriyle yaptı’. Gülümsedim. Deminden beri merak ettiğim, hiç merak etmediğimi sandığım Fethi’ymiş meğer. ‘Kim vurdu’. ‘Kocam, kocam vurdu Fethi’yi’. Bu kadınla hemen yatmazsam sabaha kadar sadece şaşıracaktım. Ayağa kalkıp saçlarını kavradım. Bir saat yetecek sanıyordum. Ama saat dörtte verdiğim altıncı yüz doları hatırlıyorum. Ya sekse ya da paraya doymuyordu fahişe. Ben de doymuyordum. Sabah 8’de döndüm eve. Soyunmadan attım kendimi yatağa. Ve uyudum…

            Şimdi saat kaç acaba? Uzun zamandır uyuyor olmalıyım. Geceden kalma ağrılarıma, yatak ağrıları da eklendi. Canım fena yanıyor. Uykuyla uyanıklık arasındaki halden tiksiniyorum. Deliksiz uyuyorsun gibi. Öldürmeye yeltenseler kılın kıpırdamayacak ama uyanıksın. Sesleri, havayı, odadaki alkolle karışık uyku kokusunu, ışığı duyuyorsun. Ama uykudasın. Nefret ediyorum bu durumdan. Uykuya benzemeyen bu uyku hali izin verse fırlayıp kalkacağım yataktan. Deniyorum. Tüm kaslarım geriliyor. Bir daha… Yine olmuyor. Sol yanağım feci sızlamaya başladı. Birbirine sıkı sıkıya sarılmış kirpiklerimin arasından gün ışığı sızıyor. Işık resmen gözbebeğimin ırzına geçti. Allah’ım bu kabus bitsin! Bitmiyor. Yanağım kızarmış olmalı.

            Gözlerimi büyük güçlükle araladım. Odamın eski ahşap penceresinden güneş öyle güçlü giriyordu ki anlatamam. Cam gün ışığından kırılacak diye ürktüm. Gözlerimi odada gezdirdim. Odamın pencereye en uzak köşesi bile gün ışığıyla pırıl pırıldı. Pirinç başlıklı, çift kişilik yatağım, bitpazarından ucuza denk getirip aldığım, koyu ahşap renkli konsol, üzerindeki antika görünümlü dandik abajur, annemden bin bir rica ile aldığım hakiki İran işi kilim, çift kanatlı büyük kapısı odanın… Hepsi ışıkla yıkanmıştı adeta. Güneş yıllardır kuşattığı ama alamadığı şehri henüz düşürmüş muzaffer bir komutan edasıyla odama girmişti. Altı yıldır aynı odada uyuyorum ve güneşin bir gün bile girdiğini görmedim bu pencereden içeri. Yatakta doğruldum. Saate baktım. 14.30. Hala uyandım sayılmaz. İçime bir korku düştü. Ya güneş tersinden doğmuştu bu gün, ya da oturduğum bu köhne binanın yönünü değiştirmişlerdi. İçime müthiş bir merak duygusu yerleşti. Zorlukla kalktım. Allah’ım tabanlarım sızlıyor. Benim ölümüm fahişlerin elinden olacak, eminim. Ağır adımlarla pencereye yürüdüm. Ahşap zemin gıcırdıyor yine. Altı aydır yaptıramadım. Üşengecin biriyim. Pencereye yaklaştım. Dışarıda her şey normal görünüyordu. İnsanlar kaldırımlarda yürüyor. Belediyenin yer kirası alarak konuşlandırdığı köşebaşı simitçisi, caddede tek kale maç yapan çocuklar hepsi yerli yerindeler. Ama bir boşluk var. Tanrım koca çınar… Altı yıldır hışırtısıyla yaz akşamları rakılarıma meze olan, kışın kar yüküyle bile dalları eğmeyen mağrur, koca çınar. Kesmişler hayvan herifler. Toprağa bağlandığı yerden beş-on santim yüksekte duran geniş bir gövde parçası geriye kalan. Çınar yaşlı bir madamın koca, yağlı kıçını yerleştirdiği bir sandalye olurken, köklerini bıraktığı toprak, dolar hesabı sermaye olacak bir müteahhidin cebine… Gün ışığımı, çınarımın yerine betonarme bir bina kesecek anlaşılan. Yapraklarının kokusu değil, altı çocuklu teyzenin sakız çamaşırlarının, kimyasal sabun kokusu dolduracak ciğerlerimi. Kesmiş hayvan herifler. Acımamış kesmişler.

            Ağlamak istedim. Çok istedim. Olmadı. Boğazıma oturan yumruyla ayrıldım pencereden. Aynanın önüne geçtim. Ne zaman çok üzülsem aynanın önünde dakikalar geçiririm. Onun dışında dişlerimi fırçalarken bile bakmam aynaya. Kocaman aynanın önünde daha büyük yumru kafam, sarkık memeli kulaklarım, geniş kanatlı kara burnumun üstündeki kıllar, ortası bitişik kaşlarım, alnımdaki çizgiler daha çirkinler. Adım Ali Zeyyad. Tarih Profesörü Ali Zeyyad. Aklınızın alamayacağı kadar çirkinim ben.


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
1 yorum yazilmistir

2009-11-20 23:42:44 - ufuk

Yazan: ufukakbal
çok etkileyici başlamış. böyle gitsin.
Bağlanti :: ::

« Önceki -